Şam’ın güneyinde bulunan kent merkezine 8 km mesafedeki Dareye kasabası adeta kıyameti yaşıyor. Kentin kuşatma altına alındığı 2012’den bu yana bebek maması ve gıdalar dâhil herhangi bir yardımın girişine izin verilmiyor. Bu nedenle temel yaşam malzemeleri bile karaborsada. Kasabada 1 kilo şekerin fiyatı 270 liraya (20 bin Suriye lirası) çıktı. 270 lira Suriye’de ortalama bir işçinin aylık maaşına denk. İç savaştan önce 80 bin nüfusa sahip olan kent nüfusu bugün 7 bine düşmüş. Şehre 4 yıldır elektrik ve su da verilmiyor.

BM’nin istatistiklerine göre, Suriye’de kuşatma altında yaşayan 500 bine yakın sivil var. Ulaşılması zor bölgelerde ise yaklaşık 4,7 milyon sivil bulunuyor. Ülkedeki farklı askerî grupların ilerlemesiyle bu sayı gün geçtikçe artıyor. Savaştan kaçarak iltica eden Suriyeli nüfusu, ülkede kalan nüfusu aşmış bulunuyor.

Suriye rejimi Şam kırsalında 13 yerleşim alanını kuşatırken, Nusra Cephesi ülkenin kuzeyindeki İdlib’te rejim yanlısı iki bölge olan Fua ve Kefreya’yı, IŞİD ise ülkenin doğusundaki Deyr Ez Zor’da rejimin elindeki yerleşim alanları kuşatıyor. BM geçen ay 1 milyon kişiye insani yardım ulaştırmayı planlamış ancak yalnızca 160 binine yardım götürülebilmişti.

Hastalıklar ve işsizlik

Hama’nın Esed rejiminin kuşatması altındaki Akrab, Talaf, Harbanafsah kasabalarına temel gıda ve sağlık malzemelerinin ulaşmaması nedeniyle salgın hastalıklar yayılmaya başladı. Bu kentlerde doktor da bulunmuyor. Kuşatma altında tutulan bölgelerde yaşam malzemelerinin eksikliği dışında bir başka trajik tarafı ise işsizlik. İş bulmak yardım bulmaktan çok daha zor.

Elektrik ve suyun verilmemesi nedeniyle halkın en temel geçim kaynağı çiftçilik bile yapılamıyor. Kuşatılan bölgelerin en korkulanı savaş uçakları, roketler ve keskin nişancılar. Ölüm her an şehirlerde kol geziyor. Çatışmalarda ağır kayba uğrayan taraflar, öfkelerini kuşatma altında tuttukları kentleri acımasızca bombalayarak gideriyor.

suriye2
Yolsuzluklar yardımı kesti

Amerikan hükümetinin uluslararası kalkınma kurumu USAID, Türkiye üzerinden Suriye’ye bir dizi insani yardım faaliyetini, müfettişleri tarafından sistemli ve kapsamlı yolsuzluk yapıldığının belirlenmesi üzerine kestiklerini resmen açıklamıştı.

Yolsuzluk suçlamaları, Türkiye üzerinden Suriye’ye yardım malzemesi ileten bazı yardım kuruluşları, bunların çalışanları ve alışveriş yaptıkları Türk şirketleri ile aracıları kapsıyor. Yardımların dağıtımından sorumlu kişi ve kurumlar bu malzemeleri çalıyor, Suriye’de zor durumdaki kentlere fahiş fiyatlarda satıyor.

Suriye’deki siyasi soruna siyasal bir çözüm bulma amacıyla Ocak sonunda başlayan Cenevre görüşmelerinde Suriye muhalefeti, atılması gereken insani adımları müzakere etmeyeceğini vurgulamış, bu insani adımlar atılmadan müzakere masasına oturmanın da anlamlı olmayacağını söylemişti. Bunun üzerine Cenevre görüşmelerine ara verilmiş ve Uluslararası Suriye Destek Grubu, bu sorunu aşmak için Münih’te toplanmıştı.

MHABER

Paylaş

Yorum yok

Bir cevap bırak