HABER: Ahmet Emre

Yonca Evcimik pop müziğin kilometre taşlarından biri. Yaptığı işlerle her zaman dikkat çekti. Son olarak bir Sezen Aksu bestesi olan Aha’yı seslendiren sanatçı ile müziğini 90’ları ve hayatı konuştuk. Yaptığı müzikle öncülük ettiğini söyleyen Evcimik, “Bazen insanlar bugün yaptığım işlere ancak üç sene sonra uyanabiliyor.” diyor.

‘Aha’ isimli yeni tekliniz çok beğenildi. Sezen Aksu sizin için yazmış bu şarkıyı…

Evet benim için yazılmış bir şarkı. Üzerime dikilmiş bir elbise. Sezen ‘sana bir şarkı yaptım’ diye mırıldanmıştı. Sonrasında hızlı bir şekilde şarkı gelişti. Onun elinin ve yüreğinin değdiği her şey güzel oluyor.

Siz bu şarkıyı söyleyince ‘İşte Yonca Evcimik yeniden aramızda’ ‘90’ların ruhu geri döndü’ gibi yorumlar yapıldı.

Doğru söze ne denir? O ruh hiç bir zaman gitmedi zaten. Herkesin tükendiği noktada başvurduğu yer 90’larda yapılan şarkılar zaten. Ben her zaman o ruhu korudum. Yeni soundlar denesem bile 90’ların samimiyeti hep korundu şarkılarımda.

Müzikseverler sizden sanırım daha sık şarkı yapmanızı bekliyor. Bu anlamda onları beklettiğinizi düşünüyor musunuz?

Kısa bir suskunluk dönemim oldu ama iki sene önce buna son verdim. Aslında kimseyi beklettiğimi düşünmüyorum. Artık müzik piyasası çabuk tükettiği için insanlar art arda yeni şarkı bekliyorlar. Ama ben sırf insanlar yeni şarkı bekliyor diye içime sinmeyen bir şarkıyı söyleyemem. Mevzu bu.

Son albümünüz ve bu şarkıdan sonra “Pop müzik için “ikinci bir milat” yorumlarının yapılıyor olmasına ne diyorsunuz?

Doğrudur. Bunu değerli müzisyenler ve müzik yazarları söylüyor zaten. Ben var olana ayak uyduramıyorum, olanla yetinemiyorum. Ben yapayım yeni bir şey onlar bana ayak uydurabiliyorlarsa uydursunlar. Aklın yolu bir. (Gülüyor)

90’ların başlarında çok isim çıktı piyasaya ama kalan birkaç tane isimden birisiniz. Sizi bugünlere getiren ve kalıcı kılan asıl sebep ne?

Yerimde asla sayamam ve her zaman yeniliğe açık biriyim. Genelde vakti evvel işler yapıyorum. Bazen insanlar bugün yaptıklarıma ancak üç sene sonra uyanabiliyor. Bir de çok kilit noktalarda yaptığım hareketler var. Müzikal, söz olarak ve görsel anlamda hiç denenmemiş şeyleri yapmam ve yapıyor olmaya devam etmem sanırım. Abone, 8:15, Bandıra Bandıra… Bu şarkıların hepsi kendi zamanından iki üç gömlek ilerideydi. Hep böyle yapılmamışı yapmak beni kalıcı kıldı.

Müzikseverler ne zaman siz ve sizin gibi 90’lara damgasını vurmuş isimleri dinlese bir ah çekiyor. Neydi 90’ların alamet-i farikası?

90’lar her şeyden önce sahici ve samimiydi. Suni şeyler çok azdı. İnsanlar gerçekten içinden geleni yapıyordu. Sırf tutsun, çok dinlensin diye yapay şeyler üretilmiyordu. Sıcaklık vardı ve insanlar bunu seviyordu. Dinleyen de müzisyen de o sıcaklığa sahipti. Sahicilik. Bir de 90’larda müzik akustikti. Daha az elektronik müzik yapılıyordu. Sözlerdeki ve müzikteki sahicilik ve samimiyet daha çok geçiyordu karşı tarafa.

90’larla ilgili bir albüm hazırlığında olduğunuzu duyduk. Nasıl bir albüm bu?

Evet böyle bir hazırlığım var ama ortaya çıkmadan projelerden bahsetmiyorum. Çalan çırpan çok oluyor. (Gülüyor)

Hem büyükler hem gençler hem de çocuklar sizi seviyor. Birçok jenerasyonun sevgisini kazanmanın sırrı nedir?

Enerjimi seviyorlar demek ki. Ya da bu enerjiyi karşı tarafa iyi yansıtabiliyorum. Ama tam olarak bunun sebebini ben de bilmiyorum. Tek bildiğim beni sevsinler diye ekstra bir çaba sarf etmiyorum. Neysem oyum. Her zaman olduğum gibi davranıyorum.

Günümüz pop müziği tekdüze ve yeni şeyler üretemediği için eleştiriliyor. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğru diyorlar. Her şey çok tek düze ve sıkıcı. Bunu zaten biz yapmadık mı dediğim işler duyuyorum çoğu zaman. Heyecanlandıran iş nadir çıkıyor artık. Sürümden kazanalım mantığı ile yürüyor işler. O yüzden akıllarda kalacak işler çor çıkmıyor. Bir de çok hızlı bir üretim ve tüketim var. Bu da fastfood işlerin sayısını çoğaltıyor.

Canımın istediğini yapıyorum, okul mu açmak istiyorum? açıyorum… 

Herkesin merak ettiği bir şey var. Pozitif enerji dolu ve cıvıl cıvılsınız. Bunun sırrı nedir?

İçim temiz dışa böyle yansıyor. Bu Allah’ın bana verdiği bir şey. Dünya bir sahne ve hayatımız senaryo. Ben onu sonuna kadar hissettiğim şekilde yaşamak istiyorum. O anda okul mu açmak istiyorum, okul açıyorum, hayvan hakları mı hayvan hakları. Diğerlerini hemen rafa kaldırıyorum. Öne çıkan duygum önceliğim oluyor ve onu yapıyorum. O yüzden her zaman beni pozitif bir şekilde ayakta tutan bir sebebim oluyor.

Yaşınızı tahmin etmek zor.

Bu genetik mi yoksa yaşamla ilgili mi?

Her şey. Minyonum zaten 1-0 önde başladım maça. Yediğime içtiğime hayatıma dikkat ediyorum.

Anne olmayı hiç düşünmemişsiniz. Neden?

Yeterince çocuk sevgisini hissetmiş olmam. Çevremde sırf çocuğum olsun diye evlenen arkadaşlarım var. Ben de bir dönem evlendim ama çocuk istemedim. Hiçbir sağlık problemim yok, çocukları seviyorum ama benim de olsun diye bir isteğim olmadı.

Bunun sebebi hala kendinizi çocuk gibi hissetmeniz mi?

Biri bu. Sanki hala ben anne olacak yaşa gelmedim. Hâlâ liseli kızlar gibiyim. Bu yaşımda yeni şeyler öğreniyorum ve şaşırıyorum. Ne varsa onu yaşıyorum. “Bana hiç değişmiyorsun, genç kız gibisin nasıl böyle kalıyorsun?” diye soruyorlar.

Cahillik ve ön yargı bizi birbirimizden uzaklaştırıyor

Türkiye’de yaşayan bir sanatçı olarak en çok sizi hangi konular rahatsız ediyor?

Cahillik ve ön yargı. İnsanlar bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oluyor. Önyargılar bizi bir birimizden uzaklaştırıyor. Oysaki oturup konuşabiliriz her sorunu. İnsanlar vicdanlı ve merhametli değil. Herkes çok bencil. Bazen kendimi bu dünyaya ait değilmişim gibi hissediyorum.

Bayram arefesindeyiz. Sizin için ne anlam ifade ediyor ramazan ve bayram.

Ramazan ve bayramların tadı eskiden çok farklıydı. Bayram geliyor diye heyecanlanırdım. Bayramlıklar alınacak, büyüklerin elleri öpülecek ve mendil arası harçlıklar alınacak. (Gülüyor)

Uzun zamandır görmediğimiz akrabalarımızla bir araya gelinip sohbetler edilecek. Rahmetli anneannemin mahallesinde kurulan lunaparkta çatapat patlatılacak. Ne şahaneydi. Özlüyorum o günleri. Belki de bu yüzden hala çocuk kalmam.

Ya şimdiki bayramlar…

Artık çekirdek aile bir arada olup öpüşüp koklaşıyor diğerleri ile de whatsapp grubundan tebrikleşiyoruz..

İçime bazen hayvan kaçmış gibi oluyor

Siz ülkemizdeki en önemli hayvan hakları savunucularından birisiniz. Bu sevginin temelinde ne var?

Böyle doğmuşum. Misyonum bu. Sonradan sevmedim. Küçüklüğüm onlarla geçti. Müzik haricinde neredeyse tüm mesaimi hayvan hakları konusunda harcadım harcıyorum. Hayvanları çok seviyor ve onlarla büyük empati kuruyorum. İçime bazen hayvan kaçmış gibi oluyor. Onların duygularını anladığımı düşünüyorum. Onlara yapılan eziyet ve hak ettikleri gibi yaşayamamaları beni çok etkiliyor. Bu konuda elimden geleni yapıyorum. En azından adamakıllı bir yasa çıkarsak onları biraz daha refah içinde yaşatabiliriz.

Paylaş

Yorum yok

Bir cevap bırak