Bangladeş’in Pakistan’la yaptığı bağımsızlık mücadelesi sırasında savaş suçları işlemekle itham edilen Cemaat-i İslami eski lideri Motiur Rahman Nizami Türkiye’nin girişimlerine rağmen idam edildi. Soykırım, tecavüz ve işkence suçlarından mahkum olan 72 yaşındaki Nizami’nin infazı, dün sabah saatlerinde gerçekleştirildi.

Dün açıklama yapan Dışişleri Bakanlığı, Nizami’nin idamını şiddetle kınadı. Bakanlık, Türkiye’nin idam cezalarının infazlarının askıya alınması yönünde üç yıldır Bangladeş yöneticilerine üst düzeyde defalarca çağrıda bulunduğu hatırlattı. Açıklamada, “Nizami’nin Bangladeş Uluslararası Suçlar Mahkemesi tarafından verilen idam cezasını hakettiğine inanmadığımız için infazı şiddetle kınıyor, merhuma Allah’tan rahmet diliyoruz.’’ denildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Cuma günü katıldığı bir törende, “Bangladeş’te 75 yaşında bir mücahide, hiçbir dünyevi günahı olduğuna inanmadığımız insana idam kararı veren zihniyeti lanetliyorum.” demişti.

Dava, hükümet tarafından kurulan savaş suçları mahkemesi tarafından yürütüldü. 170 milyonluk Güney Asya ülkesindeki en büyük İslamci partisi Cemaat-i İslami liderine yapılan infaz, yurt içi ve yurt dışında büyük tartışmalara konu oldu.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ciddi protestolara ve şiddet eylemlerine sebep olan mahkeme sürecini eleştirdi. New York merkezli hak örgütü, yargılamanın uluslararası hukuk standartlarına uygun yapılmadığını açıkladı. İnfazdan önce de idam kararının ‘derhal’ kaldırılmasını isteyen bağımsız kuruluş, savaş suçu işlemekle suçlananların temel haklarının ihlal edildiği eleştirisini getirmişti.

İdam kararı ülke içinde de tepki gördü. Davanın siyasi olduğunu öne süren muhalefet, iktidarın rakiplerini ortadan kldırmak çin hukuku kullandığını iddia etti. Suçlamaları reddederek idamın arkasında duran iktidardaki Avami Birliği partisi ise yapılanın ‘ülkenin geçmişiyle hesaplaşmak’ olduğunu savunuyor.

Cemaat-i İslami: Savaş suçumuz olamaz, silahsızız
1947 yılından Hindistan’dan ayrılarak bağımsızlığını ilân eden Pakistan’da resmi dil ve benzeri konularda çıkan tartışmalar üzerine 1971’de iç savaş çıkmıştı. Bengalce konuşan Doğu Pakistan  ile Urduca konuşan Batı Pakistan arasında yaşanan çatışmalar sonucunda ülke ikiye bölünmüştü. Hindistan’ın da müdahil olduğu savaşta Bengalli yetkililere göre, 3 milyon insan hayatını kaybetti.

Cemaat-i İslami yetkilileri, bağımsızlık savaşının ardından 1973’te çıkarılan Savaş Suçları Kanunu’na göre ancak silahlı savunma ya da yardımcı gruplara üye kişilerin savaş suçları ya da insanlığa karşı suç işlemekten yargılanabileceğini, buna karşın üyelerinden hiçbirinin silahlı gruplara üye olmadığını, dolayısıyla bu suçlamalarla yargılanamayacağını vurguluyor.

Daha önce de Cemaat-i İslami lideri 3 isim asılarak idam edilmişti. ANKARA YENİ HAYAT

Paylaş

Yorum yok

Bir cevap bırak