Namazda olsun, namaz haricinde olsun, gönlün her teli tıpkı bam teli gibi ses vermeli. Bilhassa da namazda böyle olmalı. Sazların bir tane bam teli var, fakat gönlün her teli bam teli gibi olmalı. Öyle namaz kılmalıyız ki, herkesin namazı bir diğerine misal olsun ve secde, doyulmaz bir neşveye, dualar, insana bıkkınlık vermeyen gıdaya; rükû ayrı bir edaya dönüşsün. Kıraat de, dane dane canlı kelimeler armonisi halini alsın.

Muhbir-i Sadık, “Namazınızı veda namazı olarak kılın” buyuruyor. “Bu benim son namazım olabilir” mülâhazasıyla kılınan namaz veda namazıdır. Zaten de öyledir; o namazdan sonra bir dahaki namaza kadar hayatta kalacağımızın bir garantisi yoktur.

İmam Rabbâni, namazı ibadetlerin esası olarak tarif eder. Bütün ibadetlerin, namaza hizmet ettiğini ve namazın gaye olduğunu söyler. Namaz, imanın ikiz kardeşidir ve mü’minin mü’minliğinin en büyük nişanesidir.

Namaz öyle bir iştir ki, ondaki her inhiraf insanı sîreten hayvanlığa götürür. Meselâ, Efendimiz, “İmamdan önce başını secdeden kaldıran, suratının eşek şekline dönmesinden korkmuyor mu” diyor. Secde için “başınızı (yem gagalayan) tavuklar gibi koyup kaldırmayın” buyuruyor. Otururken “Kendinizi köpekler gibi salmayın” diye ikazda bulunuyor. Demek ki, namaz, insanın insan-ı kâmil olmasını ifade ediyor. Öyleyse, insan kıyamını, kıraatını, rükûsunu, sücûdunu ciddî bir temkin ve teyakkuzla yapmalıdır.

Namaz insanın hayatında yapacağı şeylerin en güzelidir ve en güzeli olmalıdır. Hayatın en tatlı hatıraları namazla ilgili bulunmalıdır. Zira miraca namazla çıkılır.. Allah’a namazla ulaşılır, enbiyânın huzuruna namazla varılır. O halde, en önemli önceliğimiz, en büyük derdimiz ve birinci gündemimiz namaz olmalıdır…

Paylaş

Yorum yok

Bir cevap bırak