Çocukları doğruya çağırmak

Altı yaşındaki bir çocuğa “Anne ben ölmek istiyorum, ölen çocuklar cennete gidiyormuş. Cennet çok güzel bir yermiş.” ifadelerini kullandırtan saik ne olabilir?

Birçoğunuzun takip ettiği üzere olay geçen Mart ayında Anadolu’da bir ilimizde gerçekleşti. Kahramanımız ise bir anaokulunun yerel Diyanet teşkilatıyla ortak olarak düzenlediği seminere katılan bir çocuk. Peki, seminerde nelerden bahsedilmiş? Tabi ki çocuğumuza ölmeyi istetecek konulardan. Semineri verenler bu konuda (cennette nelerin olduğu, cennette ne gibi güzelliklerin yer aldığı ya da kimlerin cennette gideceği konusunda değil, bu ve benzeri konuları belirli yaş gruplarında ne şekilde işleyeceğine dair) uzman mıymış? Bilmiyoruz, zira konu kamu cephesinde kalın kalın sumenlerin altında şu sıra.

Güzel yaşamayı, sevgi soluklamayı, güven aşılamayı, ayrım yapmamayı vb. bilumum ortak evrensel değeri ilk öğretilerinden itibaren salık veren bir dinin mensupları (ve o dinin doğru şekilde anlatılması için görevli memurları) olmaya gerek yok. İnsanların yaşadıkları yerlerde ortaya çıkmış bütün din/fikir/mistik öğretilerde çocukların yaşama sevinci ile yoğrulması gerektiği vurgulanır.

Yerel de olsa bu işe memur Diyanet görevlileri şu cennet konusunu nasıl bu kadar yanlış anlayabilirler, anlaması gerçekten zor. Şu sorular aslında bir miktar turnusol kâğıdı hususiyeti taşıyor. Diyanet görevlisi olmanız gerekmez, siz de kendiniz için bu sorulara cevap arayabilirsiniz:

Yoksa sizin alnınız cennette hiçbir zahmete katlanmadan her istediğiniz yerine gelsin diye mi secdeye gidiyor? Orucunuzu cennette “doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar” yiyebilmek için mi tutuyorsunuz? Gerçekten de cennetteki daha büyük “ihalelerden” pay kapabilmek mi temel hedefiniz? Kaz gelecek yerden tavuk esirgememek babında mı (dinin gerektirdiği ve fiziksel olarak sabır gerektiren) ibadet anlayışınız?

Benim alanım din değil. Ama muhtemeldir ki siz Diyanet görevlileriyle aynı kaynaklardan besleniyoruz. Koca bir fark söz konusu. Bizler öğrenmek ve uygulamak için okuyoruz. Sizler insanlara okuduklarınızın sahibi imiş gibi anlatmak için. Yapılmayan şeyleri başkalarının yapmasını önermek konusunda yine dini öğretilerimizde neler kaydedildiğini sizlere hatırlatmaya gerek yoktur diye düşünüyorum.

Cennet tasavvuru konusunda herhalde bir tek Yunus’un “Cennet cennet dedikleri…” ile başlayan dörtlüğünü örnek vermek bile yeterlidir. Cennet bir hedef değil, sonuçtur beyler! Bizler ve sizlerin (bütün Müslümanların) yaptığımız ibadetleri sırf Allah rızası (sırf o emretti diye) gözeterek yapmamız beklenir. Rızayı edinme karşılığında cennet vaad edilir. “Allah katında din İslam’dır” ayetiyle “Din muamelattır” hadisini birleştirerek “Allah katında din muamelattır” anlayışını benimsemek, bütün herkesi doğruya iletecek bir yol olacaktır.

Şu aşağıda yazılı satırlar da, şu sıralar malum hükümet destekli STK’larla “değerler eğitimi” konusunda karar aşamasında olan MEB için bir yol hüviyetindedir:

Yalan söylemeyiz, ailelerimizi hep ön planda tutarız, sonuna kadar barışın yanında yer alırız, olmadığımız gibi görünmeyiz, büyüklenmeyiz, kendimize ait olmayanı sahiplenmeyiz, paylaşırız, insanlarla rengine/aidiyetine bakmadan iletişime geçeriz, hakkımız olmayanı talep etmeyiz…

Bu değerleri 2-6 yaş aralığındaki çocuklara benimsetmenin yoluna bakın. Eğer hedefiniz buysa, zaten dini eğitimin ezici çoğunluğunu, muamelatı, vermiş olacaksınız çocuklara.

Onları ölüme değil, yaşama çağırın.

[email protected]

Paylaş

Yorum yok

Bir cevap bırak