Ahmet Emre

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.” demiş Herakleitos. Bu söz içinde bulunduğumuz dönemi o kadar güzel anlatıyor ki. Bazı değişimler hayatımızı kolaylaştırırken bazıları da geçmişte olan güzellikleri alıp götürüyor. Bunlardan biri de şarkı sözleri…

Çok değil yirmi otuz yıl evvel dinlediğimiz şarkıların sözleriyle bugünkülere baktığımızda bu değişimin ne kadar büyük olduğunu görmek için merceğe gerek yok. Bir zamanlar özene bezene yazılan, şairleri kıskandıracak şarkı sözleri artık kalmadı. İki satır giriş, bir köprü ve nakarat. Toplasan iki bilemedin altı satır. Kısacık Türkçesi bozuk ve sadece nakarat için yazılmış gibi duran şarkılar var artık.

Özellikle günümüzde pop müziğindeki şarkı sözlerine baktığımızda durumun vahameti daha da iyi anlaşılıyor. Çoğu şarkının sözünü 50-60’lı yaşlarda olanlar anlamıyor bile. Bazen Türkçe-İngilizce karışık, bazen kargacık burgacık ama inadına kısacık. Akılda kalsın ‘bir sloganı olsun yeter’ mantığı ile yazılıyor şarkılar. Bunun en büyük sebeplerinden biri teknoloji olsa gerek. Popüler kültür her alanda olduğu gibi şarkı sözlerine de yansıyor. Her şeyin hızla tüketildiği bu çağdan müzik de nasibini alıyor. Sosyal medyanın da yaygınlaşmasıyla birlikte, neredeyse 140 karaktere sığan ve sloganı olan şarkı sözleri revaçta. Günümüz insanı o kadar meşgul ve bir şeylere yetişebilmek için sürekli koşuşturmaca halinde. Cep telefonu ya da iPad ile bütün dünya elinin altında. Gazeteyi oradan okuyor, haberleri sosyal medyadan alıyor.

Aradaki uçurumu görmek için günümüzdeki pop şarkıları ile; Barış Manço’nun, Mehmet Teoman’ın, Çiğdem Talu’nun, Umay Umay’ın, Aşkın Tuna’nın, Mete Özgencil’in yazdığı şarkıların sözlerine bakmak yeterli. Ya da bir zamanlar fırtına gibi esen arabeskin en sıkı söz yazarı Ali Tekintüre ya da Orhan Gencebay’ın yazdıklarına. Bu konuda duruşunu bozmayan ve her ne olursa olsun kale düşmesin diye çırpınan; Feridun Düzağaç, Teoman, Şebnem Ferah, Ceyl’an Ertem, Jehan Barbur, Kalben, Murat Yılmazyıldırım ve Mabel Matiz gibi isimler de var tabii ki. Ancak genele baktığımızda bu isimler o kadar az ki.

Melodilerin bir birine benzemesi ve müzikteki tekdüzelik hadi bir nebze anlaşılıyor da şarkı sözleri nasıl bu duruma düştü? Müzik Eleştirmeni Naim Dilmener’e göre bunun sebebi; “İçinde bulunduğumuz Niteliksizlik Çağı.” Böyle bir çağın kötü sonuçlarından biri. Devlerin Aşkı, Beraber Yürüdük Biz Bu Yollarda, Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam gibi efsane şarkıların sözlerini yazan Aşkın Tuna’ya göre ise aşklar eskisi gibi değil. Aşk kavramının içi boşaltıldı. “Her şey hızlandı ve çabuk tüketilmeye başlandı, çabuk tüketilen aşklar çabuk tüketilen şarkıları da peşinden getirdi.” Besteci, yapımcı ve aranjörlerinden Aykut Gürel’e göre ise bu durum toplumun eğitim düzeyiyle ilgili. Gürel, “Özellikle bizim gibi eğitim ve zeka seviyesi sıkıntılı toplumlarda ne kadar basit ve kolay anlaşılır olursan o kadar kalabalık toplarsın. O kalabalık senden bir şeyler öğrenebileceği, bir öncekinden daha derin ürünler beklemez.” diyor. Müzik Eleştirmeni Yavuz Hakan Tok ise içinde bulunduğumuz yaşam kültürünün popüler müzikte şarkı sözlerine direkt olarak yansıdığını düşünüyor.

Kimse risk almak istemiyor

Yavuz Hakan Tok (Müzik Eleştirmeni) Duygular eskisi gibi samimi ve yoğun bir şekilde yaşanmıyor. Artık sevdiğini görebilmek için günlerce pencere önünde bekleyen aşıklar yok. Her şey çok kısa bir sürede başlayıp bitiyor. Birbirine deli gibi aşık olduğunu söyleyenler bile iki gün sonra hadi güle güle deyip çekip gidebiliyor. Her şey çok çabuk ve hızlı bir şekilde tüketiliyor. Bu popüler müziğe de yansıyor. Diğer müzik türlerine baktığımızda yine nitelikli ve incelikli sözler yazılıyor. Alternatif, rock ya da sanat müziğindeki gibi. Popüler müzik gündeliği yakaladığı ve gündelik hayatımız buna döndüğü için ya da en azından bu şarkıları yazanlar böyle bir hayat yaşadıkları için böyle şarkılar çıkıyor.

Niteliksizlik çağının sonucu

Naim Dilmener (Müzik Eleştirmeni) Şu anda yaşadığımız ‘Niteliksizlik Çağı’nın bir sonucu bu. Her şey gibi şarkılar da bozuldu. Çoğunlukla kötü şarkılar sevilir oldu, öyle olunca da şarkılar, söz dahil dört bir yandan dökülmeye başladı. Nasıl Metin Erksan filmleri yerine Çağan Irmak filmlerine mahkum olduysak, Fikret Şeneş yerine Sinan Akçıl’ın kısır dünyasına kilitlendik. Bu çağda, tersi olsa şaşardım.

Artık ölümsüz şarkılar zor yazılır

AŞKIN TUNA (SÖZ YAZARI) Aşklar kolaylaştı, kavramın için boşaltıldı. Bizim destansı aşklarımızın hiç birinde kavuşma olmamış ve kahramanlarımız hayallerini sevmişler ve hayallerinin büyüklüğü kadar sevdaları da büyük olmuş. Ondan Kerem-Aslı, Leyla-Mecnun, Şirin-Ferhat olmuşlar.. Biz ise karşımızdaki yerine mısralara sarılmış ve duygularımız oralara dökmüşüz. Mesela ben 7 sene süren bir platonik sevdanın ardından ‘’Kutupta Yaz Gibi Özledim Seni’’ diye bir şarkı yazmışım. Şimdi ise her şey hızlandı ve çabuk tüketilmeye başlandı. Çabuk tüketilen aşklar çabuk tüketilen şarkıları da peşinden getirdi, bundan böyle çok az ölümsüz şarkıların yazılacağına inanıyorum.

Kimse risk almak istemiyor

Aykut Gürel (Besteci, yapımcı, aranjör) ‘Siyaset Meydanı’ programının reytinglerde birinci olduğu günlerden ‘bilgisiz jüri üyeleri ne kadar sakil kavga ederse o kadar çok reyting alınan’ star yarışmalarına geldik. Oradan da iki cümlenin 5,5 dakikada edildiği akmayan, durağan dizilere. Türkiye’nin en çok izlenen radyolarından birinin müzik direktörü geçenlerde “Aykut ağabeyciğim hafif arabesk, kırık, basit melodiler ve çocuk zekasıyla anlaşılabilecek basitlikteki sözler olmazsa çalmıyorum radyoda” dedi. Yapımcılarda da durum farksız. Biraz değişik proje götürdüğünde “bu çok alternatif” diyor. Sıkıntı şu; yapımcı da, şarkıcı da, radyocu da risk istemiyor. Basitleştikçe basitleşiyor böylece halka indiğini düşünüyor. Kalabalık sen ne kadar basitleşirsen daha da basitini ister. Senin görevin çıtayı her seferinde ayarlı bir mesafeyle yukarı koymaktır.

Paylaş

Yorum yok

Bir cevap bırak