MURAT CEM

Haydar Ergülen memleketini, “Eskişehir, göçmen ruhlu bir şehirdir. Orada her şeyin geçici olduğunu duyumsarsınız. O yüzden mevsimler ona çok yakışır. Eskişehir, insana bir tür güz sakinliği aşılar.

Bu ruh ikliminde, kentin içinden bir nehrin ve şiirin geçmesinin de payı vardır.” diye tarif eder. İç Anadolu Bölgesi’nin en batılı eski şehrine çevirin yüzünüzü. Burası, ortasından Porsuk Çayı’nın aktığı, tarihin halatlarını attığı Odunpazarı semti, müze ve parklarının çeşitliliği ile şehrin kapısını çalanlara kendi iç yollarını gösteriyor. Vaktiniz bir teşehhüd miktarından fazla ise manzaranın perdesini sıyırın ve şehrin eskiliğine seyahat eyleyin.

Eskişehir’in dört bir yanında muhtelif parklar mevcut, bunu baştan haber verelim. Kent Park’ın Eskişehir’e kazandırılma hikâyesi ise Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in şu cümlelerinde vuzuha kavuşuyor, “Bizler çocukluğumuzda yüzmeyi Porsuk Çayı’nda öğrenmiştik. O zamanlar 1970’lerde başlayan kirlenme yoktu. Porsuk’ta balık tutardık. Şehrin yaz aylarındaki bunaltıcı sıcağından kurtulmak isteyen hemşehrilerimiz de deniz özlemlerini bu şehirde oluşturulacak bir plajda gidersinler istedim.” Sabahın erken saatlerinde şehre adım attıysanız şayet, burası hem kahvaltı yapılacak hem de yorgunluk çayı içilecek bir bahçe. Yeri gelmişken, Sazova Parkı’na da yolunuzu düşürün.

eskisehir1

Odunpazarı’nda mazi manzarası

Odunpazarı ilçesi, şehrin belki de en merak edilen yeri. Bunu yerli, yabancı turistlerin bolluğundan anlıyorsunuz zaten. Geçmişi itibariyle hem Selçuklu hem Osmanlı mimarîsinin varlığı burayı farklı kılıyor. Tarihî cumbalı evleri, lüle taşı ustaları gibi geleneksel el sanatlarına ev sahipliği yapması ilginin merkezini oluşturuyor. Ama burası Mevlevîliğin üslerinden aynı zamanda. Kurşunlu Külliyesi de bu üssün merkezi. Bunu, semtin üstündeki tozları üfledikçe görüyorsunuz. Mevlânâ’nın yakın ahbaplarından ve Mevlevî rehberi olduğu serdedilen Şeyh Şehabettin Sühreverdi ve oğlu Muhiddin Sühreverdî’nin türbeleri manevî durakların başında geliyor. Türbe içindeki bir detay efsanevî İngiliz rock grubu Pink Floyd üçgenini hatırlatıyor. Atlıhan El Sanatları Çarşısı görülmesi gereken mekânlardan; çünkü lüle taşının hikâyesi burada saklı. Bu arada lezzet mazisi de velut. Mesela meşhur çiğ böreğinden, met helvasından, haşhaşlı ekmek ve simidinden muhakkak tadın. eskisehir2

Bir hayalin hüznü: Devrim Arabaları

Türkiye’nin ilk yerli otomobili ‘Devrim’ 1961’de Eskişehir Demiryolu Fabrikası’nda sadece 129 günde dört adet üretilir. Cumhuriyet’in 38. yıldönümüne yetiştirilen Devrim, 29 Ekim sabahı Ankara’da herkesin heyecanının zirve yaptığı bir demde huzurlara çıkarılır. 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, arabaya biner; ancak Devrim çalışmaz. Çünkü benzini unutulmuştur. Ve ‘Cemal Paşa’ o tarihî sözü söyler, “Garp kafasıyla araba yaptık. Şark kafasıyla benzin koymayı unuttuk.” Devrim, hakkında söylenenlere alınganlık göstermiş olacak ki Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayi A.Ş. kısa adı TÜLOMSAŞ’ta cam mahfazanın içinden eski günlerini yâd ediyor. Belki de başlamadan biten hayallerinin türküsünü söylüyor, içli içli.eskisehir35

Önce balaban kebabı sonra tekne turu

Epey zaman geçti sanki. Haliyle acıkma belirtileri başladı. O halde gelsin masaya Balaban Kebabı. Bu arada şehrin eski yemeklerinden olan bu kebabın nerede yendiğini çoğu insan bilmiyor. Yani yerlilerinin yaşadıkları şehri tanımama hastalığı Eskişehir’de de karşımıza çıktı maalesef. Hemen tarif edelim: Abdüsselam’ın yeri, belediye binasının arkasındaki sokağın bitimindeki pasajda yer alıyor. İskender Kebabı andıran Balaban’ı buraya gelmişken behemehâl yiyin sevgili kari! Şimdi sırada, şehre bir bakıma veda edeceğiniz tekne turu var. Porsuk Çayı’nı bir baştan bir başa dolaşmak mümkün, dileyenler Venedik usulü gondolla isteyenler tekneyle. Hangisi ucuz derseniz tekne kişi başı 2,5 TL. Tercih size kalmış. eskisehir4

Mevlevîliği resmeden cami

Şimdi Kurşunlu Külliyesi’ne gitme vakti…Bu güzel yerin banisi Yavuz ve Kanunî Devri sadrazamlarından Çoban ya da Melek Mustafa Paşa. Külliye, 1517 senesinde Acem Ali tarafından inşa edilmiş. Eskişehir’deki Mevlevîliğin tarihçesi bu camide. Çünkü tarik-i mezkûra ait semboller dikkatli gözlerden kaçmıyor. Giriş kapısının üst kısmında talik hattı ile yazılmış ‘Ya Hazret-i Mevlânâ’ ‘hoşgeldiniz’ diyor, lisan-ı haliyle. Mihrap nişinin dış üst köşelerinde Mevlevî sikkeleri bulunuyor ki Türk camileri için özerk bir durum. Cami avizesi de görülmeye değer özellikler barındırıyor. Her camide yer alan ‘Allah, Muhammed (SAV) Dört Halife ve Hasan Hüseyin’ isimleri, avizeye işlenmiş. Keza Vahdet’in simgesi lale motifleri ve bir adet Davut yıldızı estetik nüanslardan. Külliye, eski havasını muhafaza etmese de Mevlevîhanesi, derviş odaları ve hamuşanı ile bir kitap gibi okunma hissi veriyor insana.

Paylaş

Yorum yok

Bir cevap bırak