Zeynep Kılıç

Geçtiğimiz hafta ajanslar, internet siteleri Güney Kore’de ortaya çıkan çok ilginç bir spordan bahsediyordu. Sözkonusu spor belki de bu zamana kadar duyduğumuz en sıradışı eylemi işaret ediyordu: “Hiçbirşey yapmamak” Nitekim sporun belli bir eylem içermesi gerekiyordu.

Ya da biz öyle öğrenmiştik. İşte Güney Koreliler ‘kim koymuş bu kuralı’ dercesine, tüm spor dallarına meydan okuyarak yeni spor dalını tüm dünyaya iftiharla sunmuştu bile. Koreli sanatçı Woops Yang, 2014 yılında ilk kez hiçbir şey yapmamak üzere insanları bu aktivite için bir araya getirdi. Oyunun amacı insanların aşırı yordukları beyinlerine bir ara vermesini sağlamak. Sporcular, en uzun süre başka herhangi bir şeye odaklanmadan boş durmak konusunda yarışıyorlar. Sporun elbette kendine has kuralları var. Cep telefonu dahil bütün elektronik araçlar uzaklaştırılırken saate bakmak, konuşmak ve uyumak da yasak. Futbol gibi 90 dakika süren yarışmada kuralları ihlal edenler birbir elenirken birinci ise ilginç bir şekilde belirleniyor. 15 dakikada bir görevli tarafından yarışmacıların nabızları kontrol edilirken süre sonunda ortalama en düşük nabza sahip olan yarışmacı birinci oluyor. Epeyce rahat bir yarışma gibi görünse de ‘birşeye özellikle de cep telefonlarına bakmazsa ölecek’ düzeyde olan modern insanı zorlayacağı kesin.

Bu arada ‘hiçbirşey yapmamak’tan (doing nothing) daha ilginç bir spor olmadığını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Sebebine can sıkıntısı mı demeli, aşırı işsizlik mi yoksa müthiş bir hayal gücü mü bilmiyoruz ama bakın el oğlu nasıl sporlar icat etmiş. Sizin için derledik. futbol2Canbazlık sirkten çıktı!

Bugünlerde parklarda sokaklarda ip üzerinde dengede kalmaya çalışan gençler görürseniz şaşırmayın. Çünkü özellikle Avrupa’da son yıllarda ilgi gören Slack line yani ip üstünde dengede durma sporu Türkiye’ye de ulaştı. İki sabit nokta –ki genelde bu iki ağaç oluyor- arasında gerilen halat ya da kemer tarzı bir sicim üzerinde dengede kalmayı öngören sporun kişiyi konsantrosyan, bedensel ve zihinsel odaklanma konusunda eğittiği söyleniyor. Tabi bu sporu da extreme olarak deneyenler var. İki yüksek bina arasına ip üzerinde yürümek gibi…futboll2

Bir satranç bir boks…

Satranç ve boks ayrı dünyaların insanı iki sevgili gibi. Kız fazla sofistike oğlan halktan biri. Ama işte gönül de ferman dinlemiyor. Herşeye rağmen aşıklar biraraya gelebiliyorsa bu spor da pekala gelebilir. İki oyuncu önce ring üzerindeki satranç tahtası üzerinde mücadele veriyor, daha sonra ise boks yapıyorlar. 1 round boks mücadelesinin ardından tekrar satranç mücadelesine dönüyorlar ve bu şekilde 11 roundluk bir çekişme oluyor. Rakibi nakavt ya da mat eden sporcu galip geliyor.futbol3

Dağa da tırmanırım ütü de yaparım!

Extreme ironinig yani ‘ileri ütücülük’ listenin başında olmayı herşeyiyle hak ediyor bizce. Dev dalgalarla boğuşurken ya da su altında kalmaya çalışırken bir yandan da gömlek ütülemeye çalışan insanları düşünün. Extreme ironing tam olarak bu. Sporun mucidi İngiltere’nin Leicester şehrinde yaşayan bir fabrika işçisi. Rivayete göre Hans Meimban ütü yapmayı kafasında nasıl büyütmüşse dağa tırmanırken aynı zamanda ütü yapmayı öngören bir spora kafa yormuş. Ve 1997 yılında bu spor çıkmış ortaya. Uluslararası turnuvası bile olan extreme ironing belli bir alanla sınırlı değil. Paraşütle atlarken, dağa tırmanırken, bisiklete binerken aynı zamanda kağıt gibi gömlek ütüleme iddiasında olanlar şansını denesin. Eğitim almadan bu sporu yapmak ise kelimenin gerçek anlamıyla kişiyi ‘son ütücü’ yapabilir, bizden söylemesi!futbol4

Bir tekerlek peynir uğruna ya rab…

Peynir Yuvarlama Festivali’nden bahsetsek… Her yıl İngiltere’nin Glouchestershire şehrinde mayıs sonunda gerçekleşen festivalde yüzlerce kişinin tepeden aşağıya bırakılan bir tekerlek peynirinin peşinden koştuğunu söylesek… Peki, kabul fazla absürt. Ama ‘sporun hası’ olarak bilinen futbol çok mu farklı? 22 kişi sahada bir topun peşinde koşarken iyi, yüzlercesi yuvarlanan bir peynir yakalamaya çalışınca ‘vay efendim olur mu öyle şey?’ Şaka bir yana tepeden aşağı atılan peynire ilk ulaşan kazanıyor. Festivalde çok fazla yaralanma vakası olduğunu da söyleyeyip bahsi kapatalım.futbol5

150 oyunculu takım mı olur?

Bir absürt spor dalı da Japonya’dan. 50 yıla yakın bir geçmişi var Bo-Taoshi’nin. Belki de dünyanın en kalabalık oynanan takım sporu. Her bir takımın 75’i savunma 75’i hücum olmak üzere 150’şer oyuncusu var ve amaç karşı takımın savunma oyuncuları tarafından etrafına etten duvar örülen direğini eğmeye çalışmak.futbol6

Harry Potter sporu, ya da Quidditch

Aranızda Harry Potter’ı izlemeyen var mı? İzlemese de bir şekilde birçoğumuzun haberdar olduğu yüksek ihtimal. İşte efsane filmin neredeyse her bölümünde Harry Potter ve arkadaşlarının oynadığı karmaşık bir oyun vardı ki adı Quidditch. Süpürge yardımıyla uçan takım elemanları birbirinin kalesine gol atmaya, adeta ışık hızıyla uçan bir başka topu yakalamaya çalışıyorlar. İşte bu spor özellikle Amerika ve Avrupa’da üniversitelerde inanılmaz popüler olmuş durumda. Türkiye’de de birçok üniversitenin Quidditch takımları şimdiden oluşmuş durumda. Orijinal oyundan tek farkı oyuncuların uçamaması ki bu çok mantıklı! Ama oyun boyunca bacaklarının arasında süpürge vari bir çubukla hareket etmek zorundalar. Bunun da oyunu epece zor ve bir o kadar eğlenceli yaptığı kesin!futbol7

Afganların milli sporu ‘bushaki’

Kökeni Cengizhan’a kadar uzandığı söylenen, Afganların milli sporu olarak bilinen ve Orta Asya steplerinde de oynanan Buzkashi oyunununun ilginç bir mantığı var: Özel yetiştirilmiş atlar ve çopendoz adı verilen biniciler oyun alanına geliyor. Sonrasını takip etmek biraz güç çünkü kurallar oldukça karmaşık. Oyun alanında bir yerde bir kuyu var ve kuyunun içinde başsız bir keçi bulunuyor. Çopendozlar bu keçiyi kuyunun içinden alıp uzak bir yerdeki direğin etrafından dönerek yeniden bu kuyunun etrafına çizilen dairenin içine bırakmaları gerekiyor.

Paylaş

Yorum yok

Bir cevap bırak