ZEKERİYA BAŞKAL

Osmanlı tarihçiliğinin en önemli isimlerinden Prof. Dr. Halil İnalcık’ın “Seçme Eserleri” dizisinin dokuzuncu kitabı Osmanlı Tarihinde İslâmiyet ve Devlet, yazarın 1958-2015 yılları arasında çeşitli dergilerde ve kitaplarda yayımlanan İslamiyet ve devlet temalı yazılarını bir araya getiriyor.

İslamiyet ve devlet, Osmanlı tarihinde neredeyse en önemli iki öğe. Bunu sadece Osmanlı tarihiyle de sınırlandırmak doğru değil. Din ve devlet tüm zamanlarda ve coğrafyalarda önemli öğeler. Bu iki öğenin birbiriyle ilişkisi toplumların, yöneticilerin din ve devlet kavramlarını nasıl anladığı ve bu anlayışın gereklerinin nasıl uygulandığı, Osmanlı tarihi ekseninde Osmanlı tarihçiliğinin duayenlerinden Halil İnalcık tarafından incelenmiş. Osmanlı Tarihinde İslâmiyet ve Devlet adlı kitaptaki makalelerin çoğu İnalcık’ın daha önce yayımladıklarından oluşuyor, ancak “İslam-Hıristiyanlık Tartışmaları” başlığını taşıyan oldukça hacimli bölüm, iki yazı hariç ilk kez okurla buluşuyor.

Kitabın güçlü yanı, Osmanlı tarihçiliğinin en önemli isimlerinden İnalcık’ın kaleminden çıkmış olması. “Din ve Devlet”, “Kutadgu Bilig’de Din ve Devlet”, “Osmanlı Uç Toplumunda İslam”, “Padişahlık Dönemi: Şeriat ve Kanun”, “On Yedinci Yüzyılda Dini Hareketler”, “Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi”, “Batılılaşma”, “İslam-Hıristiyanlık Tartışmaları” kitabın ana bölümlerini oluşturuyor. Bu başlıklar altında son derece ilginç ve güncelle irtibatlandırabileceğimiz bilgiler ve yorumlar var.

“Kara budunun kaygısı hep karındır”

Kitaptaki yorumlardan biri İran geleneğinde adaletin “hükümdarın bir lütfu ve ihsanı”, ancak Türk-Moğol geleneğinde adaletin “hükümdarın bir bağışlama fiili değil, törünün [yasaların] doğru ve tarafsız bir şekilde uygulanması” şeklinde anlaşıldığı iddiasıdır. İnalcık’ın Kutadgu Bilig’den naklettiği “Kara budunun kaygısı hep karındır… Onların yiyecek ve içeceklerini eksik etme” öğüdü de dikkat çeken tespitlerden.

Yine eserin güçlü ve okuru cezbeden yanlarından biri, yazarın tarihi metinlere yönelik hermenötik yaklaşımları. Yazar, Papa II. Pius’un Fatih Sultan Mehmet’e yazdığı ve görünürde padişahı Hıristiyan olmaya davet eden mektubun bazı parçalarını ele almış ve mektubun amacının aslında ne olduğunu ve kime hitap ettiğini tartışmış. Elbette bu tartışma ve yorumlar dönemin genel tarihî algıları, Avrupa, papalık ve Osmanlı’nın niyetleri ve beklentileri çerçevesinde verilmiş.

Eserin zayıf yanı şu: İnalcık’ın İslamiyet ve devlet teması altına girebilecek ve çoğu 1958’den 2015’e uzanan zaman diliminde, çeşitli dergilerde ve kitaplarda yayımlanan yazılarını bir araya getiriyor. Fakat kitabın bütününü temellendiren bir tez yok. Dolayısıyla hemen her yazıda okur, o yazının ve tezin kitabın başlığıyla ilgisini kurmaya çalışmak zorunda kalıyor.

Fatih Sultan Mehmet döneminde dini konuların serbestçe tartışılması, bir zındıkla ulema arasındaki münazara, Kanuni Sultan Süleyman’ın Protestanlığın kurucusu Luther’e “lütufkâr bir efendi olabileceği”ni iletmesi ve Luther’in de “Allah beni böyle bir lütufkâr efendiden korusun” demesi, Kadızadelilerin önemli ismi Vani Efendi’yle Rum tercüman Panayiotakis Nikusios arasında günlerce süren ve veziriazamın da katıldığı astronomi ve dini konuları içeren tartışma, “İslam kisvesi altında Türk hükümdarı, kendi iktidarına ortak veya onun üstünde bir otorite tanımayan mutlak karakterini muhafaza etmiştir.” şeklindeki tespit, kitaptaki pek çok değerli bilgi ve yorumdan sadece birkaçı. Kitap, din ve devlet konularına ilgi duyanlar tarafından mutlaka okunmalı.

inalcik-2

OSMANLI TARİHİNDE İSLÂMİYET VE DEVLET
HALİL İNALCIK
İŞ BANKASI YAYINLARI
247 SAYFA / 18 TL

Yorum yok

Bir cevap bırak