Leyla Aksoy

Ahir ömrünün ortalama on altı senesini meslek sahibi olmaya feda etmiş genç hanım, sözümüz sana. Yıllar yılı mutfaktan uzak kaldın. Hatta heves edip elini hamur teknesine soksan anneciğin “Ben yaparım sen dersinin başına!” deyip kovaladı. İyi kötü yemek yaptın tabi. Aç kalacak değilsin. Titizsin aslında. İşten, yüksek lisanstan, doktoradan, projeden, konferanstan zaman kalsa pırıl pırıl olur dört  bucak. Heyhat hiç vakit yok. Sen okumayı her işin üstünde tuttun. İyi ettin. Lakin okulda çürüttüğün dirseğin, gündelik hayatta pek de işe yaramadığını bir bayram günü anlayacaksın.
Anadolu’nun hangi güzide köşesinde olursan ol. Fark etmez. Vakti seherde ayakta olmak bayram geleneği. Yılda bir ‘bayramdan bayrama’ yüzünü gören büyüklerin,  bu kadarını kesinlikle hak ediyor. Bayram namazından hemen sonra evlerinin yolunu tutan dede, torununu veyahut gelinini bayramlıkla hazır nazır görmek ister. Uyku baldan tatlı. Ama şeriatın kestiği parmak acımaz. Uykuyu unutup kahvaltı sofrasını kurmak icab eder. Sen senelerdir sahanda yumurta, olmadı mısır gevreğiyle günü geçiştirmiş olabilirsin. Lakin bir gece önceden sarma sardığın an, bayram kahvaltısının hiç bir kitapta yazılmadığı kadar önemli olduğunu fark etmiş olacaksın.

Şimdi bekar olsan örf ve adete ilgin olmayacaktı. Hatta çoklarına göre ‘insan içine çıkmaz’ bir tip de olabilirsin. Dinin gereği gibi kabul gören, şifahi yasalar artık seni bağlıyor.  Çünkü evlisin. Bayram ziyaretinde kütüğünün taşındığı beldedesin işte. Belki aynı semtte ama bambaşka bir dünyanın içindesin bu bayram. Hem ne demiş atalar: “Gelin binmiş deveye, gör kısmeti nereye?” Validen seni saat 10’da kaldırmaya kıyamazdı diye surat asmak yakışmıyor. Bir kaç gün dişini sıksan ne çıkar? Duruma ayak uydurmayı deneyebilirsin. Büyük evleri bayramlarda daha da şenlenir. İkramlar, gelenlere hürmet, güler yüz senden sorulur. Vakit varken şip şak kahve yapmayı öğrensen hayrına. Avludan adım atan herkes,”Bir gelin kahvesi içelim, tatlı olur” diyerek sana iltifat edecek.

Bir önemli husus da bayram mesaisine eklenen ‘gelin görme’ merasimleri. Bilhassa eşrafın bütün görmüş geçirmiş hanımefendileri, senin halini tavrını, boyuna posunu temaşa edecek. Bir kulak ver. Ne diyor 36 yaşındaki tıbbiyeden mezun kaderdaşın E. Z.: ”İlk bayram ziyaretimi hayatta unutmam. Saat yedide ayakta olmam gerektiğini eşim havaalanında söylese nöbete gitmeyi tercih ederdim. Çünkü çok yorgun olduğum bir zamandı. Neyse yörenin en meşhur yemeği bamya çorbasını pişirmeyi gitmeden internetten öğrendim. Aslında hazırdım. Ama bilmediğim yerden çıktı soru. Beni görmeye gelenler, ‘Bu nasıl gelin altınsız dolaşıyor’ dedi. Şimdi kuyumcudan çıkmıyorum demek isterdim. Ama hala aynıyım.”

Hayır eltin gibi olamazsın!

İlim yolunda saçını süpürge ettin. Öğrencilerinin en sevdiği öğretmen sensin. Bir tercüme yapıyorsun eşi benzeri yok. Acar muhabirsin haber atlatıyorsun emsallerine. Neden olmasın? Bunları şimdi unutuver. Yapabildiklerinin sınırlı olduğunu kabul et. Görümcen, eltin kağıt gibi yufka açıyor. “Ben daha iyisini yaparım” diye israf etme canım unu. İlla hem işte hem evde mükemmel olmaya zorlamamak hayrına. “Bilmiyorum, elimden gelmiyor.” itirafı kalpleri yumuşatabilir. Bunca stresin arasına, çalışan kadınlara mahsus ‘süper kadın’ sendromunu ekleyeceksin de ne olacak? Gelsin antidepresanlar, gitsin mide ilaçları. Sen iyisi mi görümcenin hakkını teslim et. Bükemediğin bileği öpmek de kadınlığın şanından.

Kritik soru: Baklava açmayı biliyor musun?

En kritik soruyla yüzleşme zamanı:”Baklava açmayı biliyor musun?” Ramazan, kurban fark etmez bayramda baklava yemek her ailenin geleneği. “Bir gün işe yarar” diye öğrenseydin iyiydi. Ama sanırım yapmadınız. Öyleyse en sık karşılacağın suali kimseyi incitmeden geçiştirmeyi deneyebilirsin. Ya da Kur’an Kursu Öğretmeni İ. G. gibi bir gecede baklava ustası olabilirsin: “Hafızlık, üniversite derken neredeyse hep aileden uzaktım. Yemek yapmayı severdim ama ne annem ne ablam mutfağa sokmuyordu. Eşimin ailesinin yanına Kütahya’ya gittik. Herkes ikram ettiğim baklavayı ‘sen mi yaptın gelin?’ diyerek yiyordu. Ben de sabah kayınvalideme rica ettim birlikte küçük bir tepsi açtık. Bayram günü yapılacak iş değildi ama sağ olsun beni kırmadı. Şimdi her bayram açarım. Güzel olduğunu söylüyorlar.”

Bilgisayar mühendisinden bayram temizliği

Büyüklerin beklentileri boğucu gibi gözükebilir. Oysa çoğu içten içe seninle iftihar etmek için istiyordur bunları. 31 yaşındaki Bilgisayar Mühendisi A. Ö., evini bir başka hanımefendinin yardımıyla yapabiliyor. Lakin her bayram Urfa’daki kayınvalidesinin evini inci gibi yapıyor. Hatırşinas büyüğümüz, sorana söylüyor. Sormayana haber gönderiyor mahir gelininin titizliğini. Aksi halde “Bilgisayar mühendisi gelinim bayram temizliğimi yaptı.” cümlesini neden kursun. O kadar gururlu ve mutlu oluyor ki. Hazır yufkadan börek yemediğini söyleyen kayın aile fertlerini hariç tutalım. Senin elinden hazır çorba içse, ”tadı bambaşka” diyecek büyüklerin sayısı çok daha fazla inan. Onlar seni olduğun gibi kabul ettiğinde sen de her gün yeni bir şeyler öğrenmeyi şiar edinebilirsin. Öğrenciliği çok seven sen değil miydin?

Paylaş

1 yorum

Bir cevap bırak